Yasakları Övme Kurulu (YÖK) 28 Şubat kafasıyla konuşuyor

YÖK, iki aydır yoğun bir şekilde yolsuzluklar ve haksız atamalarla gündeme gelirken, kendisini savunmak için başörtüsü yasağının ve katsayı sorunun arkasına sığınıyor.28 Şubat askeri darbesi sonrasında Mart ayı içinde sivil kıyafetli üç MGK görevlisi “irtica” konusunda rektörleri brifinglendirmiş ve başörtüsü yasağının “hassasiyetle” uygulanmasını tavsiye etmişti.
Bu hassas ricayı emir telakki eden YÖK ve komutasındaki rektörler, başörtüsü yasağında zorbalığın çeşitli örneklerini sergilemişler, ikna odalarını icat ederek bu konudaki hassasiyetlerini ispatlamaya çalışmışlardı. MGK kararlarını hayata geçirmek için başlatılan kesintisiz sekiz yıllık eğitim ve üniversite giriş sınavında geçilen katsayı uygulaması ise 28 Şubat sürecinin eğitimdeki ön kötü miraslarındandı. Bu mirasa bugüne kadar bütün dikkatiyle sahip çıkan YÖK, 28 Şubat arefesinde Cumhurbaşkanı’na takdim ettiği Türkiye’nin Yükseköğretim Stratejisi raporuyla, brifinglerde verilen ezberleri unutmadığını bir kez daha kanıtlanmış oldu.

YÖK, raporda “başörtüsü” ve “katsayı” konularının sürekli tartışılmasından duydukları sözde rahatsızlığı ifade ederken, özellikle bu uygulamalarıyla nâm salmış rektörlerin yolsuzluklarının araştırılmasını engellediğini ise unuttu. Raporda, başörtüsü konusunda “Türban diye adlandırılan ve ‘İslami simge’ haline getirilen, genç kızların örtünme biçiminin, kamusal alanda kullanılmasının yasaklanması ile ilgili bir ön tespit yapmakta yarar vardır. Zira bu örtünme biçiminin, kamusal alanda yasaklanması, önce ulusal yargı organlarımızın, ardından da uluslar arası mahkemelerin bağlayıcı kararlarına dayanmaktadır. Üniversiteler de diğer bütün kurumlar gibi, bu kararlara uymakla yükümlüdür. Hemen ekleyelim, bu tür yasaklamalardan hoşnut olmayanlar, bunların değiştirilmesinin hukuki yollarını hiç kuşkusuz kullanabilirler. Ancak, bir hukuk devletinde, kurallara ve mahkeme kararlarına uymak bir yurttaşlık görevi olduğu gibi, aksi yöndeki tutum ve davranışlar karşısında uygulanacak yaptırımlara katlanma sorumluluğu da vardır. Bu açıklamalar dikkate alınmadan YÖK’ü ve üniversiteleri sürekli olarak töhmet altında bırakmak isabetli olmamaktadır.” denildi.

Raporun sunuşunda katsayı uygulamasını meslek liseleri için “avantaj” olarak değerlendiren YÖK, 28 Şubat sürecinde başlayan uygulama ile İmam-Hatip liselerinin önünü geçmeyi hedeflediklerinden kamuoyu haberdar değilmiş gibi davranmaya devam etti. Geçen yıl, uygulamadan vazgeçildiği takdirde, bu durumdan kârlı İHL mezunlarının kârlı çıkacaklarını ifade ederek bir bakıma haksızlığın asıl sebebini açığa vuran YÖK, İmam Hatip Liselerinin sadece din adamı yetiştiren okullar haline getirilmesini istedi. Din öğretiminde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerini yeterli gören ve din eğitimi için de Diyanet’in kurslarını adres gösteren YÖK, “’Din görevlileri arasında yer alan imamlık, Türk toplumu için yadsınamayacak bir meslek alanıdır” diyerek her yönden donanımlı yetişmesi gerektiğine değindi.

İmam hatip okullarında verilecek eğitimin kapsamı ve niteliğine de değinilen raporda, bu okullarda verilecek eğitimin, öğrencilere, din bilgisinin yanında, çağdaş değerleri özümsemiş, modern dünyayı algılama ve anlama yeteneğine sahip meslek elemanı kimliği kazandırması gerektiği ifade edildi. YÖK’ün “çağdaş değerler” ile ne kastettiğini anlamak içinse geçen yıl yaptığı uygulamaları hatırlamakta fayda var. YÖK, İHL’lilerin önünü kesmek için değişikliğe giderek Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenliğini eğitim fakültelerine bağlayarak, 28 Şubat darbesinden bugüne kadar başörtüsü ve İHL konusundaki titiz yasakçılığına yeni bir boyut kazandırmıştı. Eğitim fakültesine bağlanan programda ilk iş de İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük gibi derslerin zorunlu hale getirilmesiydi. Dolayısıyla YÖK’ün çağdaşlık kriterini çağa değil resmi ideolojiye uygunluk şeklinde değerlendirmek gerekiyor.

Burada hatırlatılması gereken bir durum daha vardır: Hükümet ile YÖK arasında son dönemd yeniden kızışan söz düellosu inandırıcılıktan uzak bir hal almıştır. Hükümet YÖK’ü ortadan kaldırılması imkansızmış gibi göstermekte ve sürekli eleştirmekte, elinin altındaki yetkileri kullanmaktan ise çekinmektedir. YÖK de Hükümet’in pasif tutumundan aldığı cesaretle açık ve sert bir muhalefet yürütmektedir. Başörtüsü ve katsayı uygulamasında kendi sorumluluğunu gizlemek için sürekli YÖK’e çatan AKP kadroları, böylece kendilerini aklamak için ara sıra girdikleri polemiklerde tüm suçu YÖK’ün üstüne yıkmaktadır. Elbette ki bu yasakçı uygulamalar, YÖK’e aittir fakat Hükümet de, 28 Şubat sürecinde bu tür yasakçı uygulamalara karşı gösterilen tepkilerden aldığı oylara dayanarak, haksızlıkları ortadan kaldırmakla yükümlüdür. Yükümlülüğünü cesaretle yerine getirmek yerine polemiği tercih etmek, ayak oyunudur ve bu tür oyunlardan oy devşirmeye kalkışmak kabul edilebilir bir tutum değildir.

(Beytullah Emrah – HAKSÖZ HABER)

Reklamlar

~ tarafından ahrar Şubat 28, 2007.

2 Yanıt to “Yasakları Övme Kurulu (YÖK) 28 Şubat kafasıyla konuşuyor”

  1. bunların yopunun kanı bozuk yaşasın islam cumhuriyeti

  2. keşke bizdede ahmedinejad gibi c.başkanı olsa ozaman görürdüm türkiyemi burda hayat yok git irana paşalar gibi dinini yaşa ohhh dine gelince neymiş atatürk ilke ve inkilaplerine aykırıymış ulan atatürkün boşandığı karısıda müslüman+kapalıydıııııı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: