Yasak Bir Son mu?

Yasak Bir Son mu? {1}

Hüda KAYA

İslami camiamızın son on beş yirmi yıldır özellikle kızlarının eğitim alanında bilinçli var oluş süreçleri ile beraber toplumun her alanında başörtülü hanımların kademeli yükselişleri, İslam’ın rengine tahammül edemeyenlerin reflekslerini doğal olarak harekete geçirmesine ve savunma tedbirlerinin bir parçası olarak ta ki başörtüsü yasağının genelleşmesine kadar gelip dayandı. Başörtülerinden taviz vermeden eğitimlerine devam etmek isteyen kızlarımıza üniversite kapılarının kapanmasıyla inançlı insanlarımızı saran, karamsarlık, çaresizlik, şaşkınlık, atalet –ki yakın geçmişimizde yaşanan örtülü darbenin izleri de dahil- hala devam etmektedir.

Devam etmekte olan başörtüsü yasağını derinlemesine kritiğini yaparsak aslında bizler için eğer mesajı anlar ve ders çıkarırsak ne kadar rahmet içerdiğini anlayabiliriz.

İlmi veya rızkı sadece üniversite diplomasında görenlerimiz için diyecek bir şeyimiz yok. Tanıdıklarını zannettikleri Alemlerin Rabbi olan Alim ve Rezzak Allah’ı gerçekten tanımaları gerektiğini ancak söyleyebilirim.

Ama hayatta duruşları ve dertleri sadece Allah için nerede, nasıl oluşları ve kullukları olan insanlarımız içinde bu yasakların etkisi olanca gücüyle devam ediyor.

Dün üniversite kapılarında başörtüsü eylemlerinde önde olanlarımızın kızları, bugün üniversitelere ya ilim yuvası, ya hizmet, kariyer  veya artık yalın ayaklı mustazaf  olmamak için diploma ve rızık iddialarıyla kendi elleriyle çocuklarının başları açtırıp gönderiyorlar.

Dünün yalın ayaklı ama, canını göz kırpmadan idealleri yolunda verebilecek bir gençlik…

Bugün istikbalini kariyerini kazancını düşünen ve yeri geldiğinde  bunun için inancını bir tarafa koyabilme ideali ve seçeneği önünü konan bir gençlik…

En hazin olanı ise gençliğini birinci grupta geçirip de bugün evlatlarını ikinci grupta ki ideallere ve seçeneğe teslim edenler…

Geçmişin faturasını, hataların, günahların bedellerini çıkarırcasına, kendilerinin yüzlerine kapıları kapatan tanrıların sırıtışlarına, içten içe zafer duyguları yaşatırcasına kendilerine emanet olarak verilen yavruların kurban edilişleri.

İbrahim’in ve İsmail’in hikayeleri ile büyütülüp sonra da Nemrutların tapınaklarını kurban edilen evlatlar…

Putkıran İbrahim’in şiirleriyle yaşayıp, İsmailimizin boğazına bıçağı çalarcasına…

Kimler, hangi tanrılar istediği için?

Yasak bir son mu?

Vahyin ışığında seçeneği olamayanlar, bulamayanlar için belki…

Reklamlar

~ tarafından ahrar Aralık 30, 2006.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: